100 Milyon Kopyadan Fazla Satan Kitaplar

0
421

Yazar olduğunuzu düşünün ve kitabınızın 100 milyon kopyadan fazla satan kitaplar listesine girdiğini düşünün. Manevi tarafı ayrı maddi tarafı ayrı bir zevk verecektir kuşkusuz. Kitap başına 1 dolar kazandığınızı varsayarsak hesabı siz yapın. Hayatınız kurtulur değil mi? Gelelim dünya üzerinde 100 milyon kopyadan fazla satan kitaplar listesine.

  1. Don Kişot – Miguel De Cervantes

Küçükken hangimiz okumadık ki bu kitabı. Çocuksan okuman gereken kitapların başında geliyordu Don Kişot. Bu kitabı bende çocuk olduğum için okumuştum. Mecburdum. Çocuktum. Miguel De Cervantes’in Don Kişot adlı eseri ilk basıldığı yıl olan 1612’den bu yana 500 milyon üzerinde satmıştır. İspanyolca olarak yayımlanan Don Kişot, Seyisi Sanço Panza ile sürekli atışıp, çelimsiz bir at olan Rocinante üzerinde,  şövalye hikayeleri okuya okuya şövalye olma yolunda ilerleyen yaşlı bir adamın hikayesini anlatır. Ben okumadım diyen varsa okusun mutlaka. Ben sıramı savdım ne de olsa.

 

2. İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens

Charles Dicken’in İki Şehrin Hikayesi adlı eseri İngilizce olarak 1859 yılında yayımlandı. O günden bugüne kadar 200 milyonun üzerinde satmıştır. Ben bu kitabı okumamıştım. Taa ki o müthiş dizi Ezel’de Ramiz Dayı karakteri olan Tuncel Kurtiz’in elinde görene dek. Ne kaçırmışım diye elime aldığımda bir kitap okuyucusu olarak utandığımı hatırlıyorum. Bir de Dünya klasikleri arasında gösterilen bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Eser, Fransız Devrimi ile Terör Dönemi kargaşasında yaşamak zorunda kalan bir grup insanın özel yaşamlarını aktarırken, dönemin acımasız toplumsal koşullarını da irdeler.

 

3. Kimyacı – Paulo Coelho

Simyacı, 1988 yılında orjinal dili Portekizce olarak yayımlanmış ve daha sonrasında 81 dile çevrilmiş olan Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun eseridir. Yayımlandığı tarihten itibaren 150 milyon üzerinde kopya satmıştır. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasında yer almaktadır. Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

 

4. Küçük Prens – Antoine Marie Jean-Baptiste Roger

1943 yılında Fransız yazar Antoine Marie Jean-Baptiste Roger tarafından yazılan eser bugüne dek 140 milyondan fazla kopya satmıştır. Küçük Prens nedense hala okumamış olduğum kitaplardan biridir. Çocuk olmadığımdan dolayı mı yoksa içimdeki çocuk kayıp mı bilmiyorum.

 

 

 

 

5. Harry Potter ve Felsefe Taşı – J.K.Rowling

Bu kitap son yıllarda yazılan ve en çok satan Harry Potter serilerinden bir tanesidir. 1997 yılında ingişlizce olarak basılan kitap bugüne kadar 107 milyon üzerinde satış gerçekleştirmiştir. J.K.Rowling tarafından yazılan eserde, Harry Potter adındaki bir çocuğun sıradan bir çocuk olduğunu sanması ve bir baykuşun getirdiği mektupla kendini bir anda Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edilmiştir bulup ve bu okulda öğrendiği derslerle kendini arkadaşlarıyla bir maceranın içerisinde bulmasını anlatıyor. Bence komple Harry Potter serisini okuyun. Hiç pişman olmayacaksınız. Gerçi kime diyorum ki okumayan yoktur herhalde!

 

6. Hobbit – J.R.R.Tolkien

Ne diyeyim ki şimdi ben. Kitapta ki isimleri geçtim yazarın kendi ismi bile bir harika. Kurmuş olduğu Orta-Dünya kurgusu ise bir şaheser. İnsan kendini bir anda o dünyaya girmek istiyormuş gibi hissediyor. Yok! Bence hissetmiyor, can atıyor. 1937 yılında basılmış ve bugüne dek 100 milyonun üstünde kopya satan bir eserdir. Sinemaya bile uyarlanmıştır. Yüzüklerin Efendisi serisi 11. dalda oscar alarak en çok oscar alan filmler arasına girmiştir. Hobbit adlı eserin üzerine kurulduğu Orta-Dünya büyülü, çeşitli ırklara ve dillere sahip epik bir dünyadır. Bu dünyada İnsanlar, Cüceler, Elfler, Büyücüler, Ejderhalar, Goblinler ve Orklar yaşamaktadır. Cüceler, dağların kalbinde yaşayan kudretli, madenci bir halktır. Korkunç ve altına susamış şeytanî ejderha Smaug, Erebor adlı Cüce Kenti’ne saldırır ve burada yaşayan Cüce halkın başına korkunç felaketler getirir. Anavatanlarından kaçıp sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan Erebor Tahtı’nın Varisi Thorin Meşekalkan ve kuzenleri, Gandalf adında bir büyücünün yardımıyla anavatanlarını ejderha Smaug’dan kurtarmak için olağanüstü bir plan yaparlar. Bu planda oynayacağı rol son derece önemli bir hal alacak Hobbit Bilbo Baggins’in kapısını çalarlar ve Bilbo, hiç beklemediği bir anda, destansı bir maceraya dahil olmak zorunda kalır.

 

7. On Küçük Zenci – Agatha Christie

Neredeyse hayatının her günü bir kitap çıkaran polisiye roman kraliçesi Agatha Christie’nin bir kitabı bu listeye girmese şaşardım. Gözlerim açık giderdim kesin. Neyse ki 1939’da basılmış olan orjinal ismi ile And Then There Were None olan eseri 100 milyondan fazla sattı da gözlerim açık gitmekten kurtuldum. Bu roman TV’ye mini dizi olarak uyarlanmış, sinemaya uyarlanmış ve yetmemiş gibi tiyatroya bile uyarlanmıştır. Polisiye roman sever olarak On Küçük Zenci’yi okuduğum için şanslıyım. Tüm Agatha Christie kitaplarını okudum gerçi. Konusu işe şöyledir ;

Geçmişte verdikleri kararları, hataları ya da ihmalkârlıkları nedeniyle insanların ölümlerine yol açmış on kişi, bunu sır olarak saklamaktadır. Bu kişiler, günün birinde Una Nancy Owen adında birinden bir mektup alırlar ve tatil amacıyla Zenci Adası’ndaki gösterişli bir malikaneye davet edilirler. Konuklar, Owen adındaki kişiyle nerede tanıştıklarını bir türlü hatırlayamazlar ama söz konusu daveti ücretsiz bir tatil fırsatı olarak görürler ve teklifi kabul ederler. Ancak adaya vardıklarında onları bir sürpriz beklemektedir: Ev sahibi ortalarda yoktur. Adada onları bekleyen yalnızca karı koca olan iki görevli vardır. İşin diğer bir ilginç yanı bu çiftin de adanın sahibini hiç görmemiş olmalarıdır.

Aynı günün akşamı, akşam yemeğinin ardından misafirler aynı odada sohbet ederken gramofona konulmuş olan plak çalmaya başlar ve ev sahibinin sesinden geçmişte neden oldukları ölümlerden dolayı suçlu bulundukları ifade edilir. Plak bir yargıcın mahkemede konuşması şeklinde çalmıştır. Bu olay ortamı bir anda gerer ve konuklar, kendilerine bir eşek şakası yapıldığını düşünerek ertesi gün adadan ayrılmaya karar verirler. Ancak o gece başlayan ölümler adada kaosu ve korkuyu beraberinde getirecektir. Ertesi sabah gelmesi beklenen ve her gün yiyecek ve gerekli şeyleri getirdiği uşak tarafından belirtilen bot ertesi sabah gelmez. Sonraki günler de gelmeyecektir. Artık adaya davet edilen misafirler mahsur kalmışlardır ve bir yandan da zeki katili bulmaya çalışırken diğer yandan katilin kapanına yakalanmamaya çalışacaklardır.

 

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz