Dan Brown – Başlangıç ( İnceleme )

Diğer Dan Brown kitaplarından farkı ne? İlk olarak daha yeni bir Dan Brown hikayesi karşımızda. İkincisi hayli şaşırtıcı. Tam 533 sayfa.

0
59

Dan Brown nihayet 4 yıllık araştırmalarından sonra tüm dünya tarafından beklenen Origin (Başlangıç olarak ülkemizde yayımlandı) kitabını yayımladı. Altın Kitaplar yayınevi tarafından ülkemizde yayımlanan kitap büyük bir ilgi gördü. Ben kitabı Kitapyurdu adlı siteden aldım. Çok hızlı bir kargo sürecinden sonra elime geçen kitabı aynı hızla okuyup bitirdim. İki gün içinde belli zamanlarda okuyup bitirdiğim kitap diğer Dan Brown hikayeleri gibiydi. Fakat bir farkla.

Başlangıç kitabı 533 sayfa. Verdiğiniz para fazlasıyla değecektir. Hikaye örgüsü ve kurgu muazzam. Diğer Dan Brown kitaplarına göre daha da muazzam. Fakat bu sefer kurguya giren unsurlar ağır. Ağır unsurlar dediğim teknik bilim. Eğer kurguya dahil olan bu unsurların hepsine hakim olabilirsek (en azından temel bilgilere) hikayenin ne anlatmak istediğine tam olarak vakıf olabiliriz. Hikayenin derinliğini hissetmek için bu şart. Temel bilgilerle ancak “Vay be adam yazmış abi” dersiniz. Sadece dinden bahsetmiyor. Diğer kitaplardaki gibi İlluminati, Sion, Opus Dei gibi tarikatlar yok. Farklı bir oluşum var. Bu sefer kavga din ile Bilim arasında patlak veriyor. Hikaye tamamıyla İspanya’da geçiyor. Bu yüzden İspanya’ya has bir doku var.

Dan Brown bu sefer ana kurbanı/ları hemen öldürmüyor. Giriş ve sonuç bölümü oldukça uzun tutulmuş. Tam bitti derken yeni bir şeye tanık oluyoruz. Sonuç kısmı olarak yazar yeni bir şey denemiş ve iyi de olmuş. Diğer alışagelmiş Dan Brown kitaplarından farklı bir teknik denemiş. Okuyucuya kitabı bir solukta okumayın demek mi istemiş acaba. Zaten sonuç kısmına gelene kadar bir solukta okunacak bir kitap. Fakat sonuç bölümü tam bir ağır roman. Çok fazla teknik detay ve düşünmeye zorlayan anlatım tarzı var. Yüzeysel bilgiler ile bir solukta okuyup anlayacağınız bir olay değil.

Evet kurban hemen ölmüyor. Bu bir spoiler kesinlikle değil. Malum diğer Dan Brown hikayelerinde kurban/lar hemen ölür ve hikaye oradan başlar. Bu kitapta öyle olmuyor maalesef. Rahat bir 100-120 sayfa okuyorsunuz aksiyon başlasın diye. Bu sakın sizi korkutmasın. Zira sıkıcı değil tam aksine sonuca giden yolda bol heyecan ve tahmin içeriyor. “Kurbanı kim/ler öldürttü.” diye tahmin etmeye çalışacaksınız. Bende öyle yaptım. Ne oldu peki doğru tahmin ettim mi?

Başlangıç, sizi eğlendiren, bilgilendiren, düşündüren, hayal kurmaya iten bir kitap olmakla beraber bol teknoloji, bilim ve modern sanat ihtiva eder. Ama öyle bir şey( Bu şey yerine esas kelimeyi kullanmak isterdim ama spoiler olacak) var ki yok artık diyeceksiniz ve şaşıracaksınız. Zaten günlük hayatta kullanıyoruz onu. Oraya gelince Dan Brown kurgusuna bir kez daha hayran kalacaksınız. Zaten uzun bir giriş var diye belirttiğim o 100 sayfa içinde tanışıyorsunuz kendisiyle. Robert Langdon ona bir şeyin (O bir şeyi söylersem spoiler olur) hormonlusu diyor. Evet bildiğimiz Robert Langdon yine başrolde. Ve tabii ki ona eşlik eden güzel bir kadın. Zaten o kadınlar olmasa Robert Langdon tek başına çekilmez olurdu 🙂

Başlangıç kitabında belirtilen kurban çok tanıdık gelecek size. Yahu bu o adam diyeceksiniz. İsmini yazamıyorum şu anda. Bende sizin gibi düşündüm. Niye o adamı öldürdü ki diye çok kızacaksınız. Ama Dan Brown orada da ustalığını konuşturup ters köşe yapıyor. Bakın bu bir spoiler değil. Yani okuyunca anlayacaksınız.

Dan Brown bu kitapta değişik bir şeyler denemiş. Başarılımı değil mi yorum sizin. Mesela bir “Şeytanlar ve Melekler” yada “Da Vinci Şifresi” değil. Kitabın ana konusu “Nereden geliyoruz?” ve “Nereye Gidiyoruz”. Din mi yoksa bilim mi üstün. Dan Brown, din ve bilim çekişmesini çok güzel bir noktada sonlandırıyor.

Açıkçası “Da Vinci Şifresi” başarısını yakalayacağını pek sanmıyorum. Fakat PR’ı çok sağlam yapmışlar. Kitabı alın ve okuyun. Ama bir solukta değil hazmede hazmede okuyun. Bir solukta okunacak ve anlaşılacak bir kitap değil. Dan Brown hikayelerinin en sevdiğim yanlarından biri tasvirler ve yaşama yön vermiş insanları tanıtması. Bu kitapta da bol bol tasvirler var. Sanki o yerin içindeymiş gibisiniz. Sanki hikayenin akışı devam ederken o anı o mekanda yaşıyormuş gibisiniz. Biri size “Vatikan’ı hiç gezdin mi?” diye sorsa bir Dan Brown okuyucusu olarak “Ohooo sırf Papa’nın girebildiği kütüphaneye bile girdim.” deyip tasvirini yaparsınız. Bu kitap size kültür seviyenizde bir ilerleme etkisi yapar. Sadece bu kitap değil tüm Dan Brown kitapları için geçerlidir bu.

Dediğim gibi hikaye İspanya’da geçiyor ve İspanya’yı bir güzel tanımış oluyoruz. Tabi her yerini değil. Bilbao, Barselona, Madrid gibi yerleri. Biri size “Falanca kilise nerede?” diye sorsa hemen cevap verebileceğiniz netlikte işleniyor. Ve İspanyolca öğrenme isteğinizi tetikliyor.

Bu kitabı herkese tavsiye ederim. Size birçok bilgi katacak bir kitap ancak Dan Brown’a aittir. Bu kitabı özellikle lisede okuyan öğrencilere okutmak gerekir diye düşünüyorum. Çoğu öğrenci fizik, kimya ve biyoloji derslerini pek sevmez. Bu kitap onlara nerelerde olabileceğinin ve neler başarabileceğinin hayallerini tetikleyebilir. Keza elinden telefonu düşürmeyen öğrencilere de elindeki teknolojiyi tüketmek yerine nasıl ileriye götürürüm veya ileriki kariyerim için nasıl yararlanabilirim diye düşündürebilir. En azından boş boş geçirdikleri vakti teknolojiden yararlanmak ve geliştirmek için adım atarlar.

Eğer Dan Brown ile yeni tanışıyorsanız bu kitaptan önce çıkardığı kitapları okuyun derim. Sonra bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Ama bu çokta önemli değil. Sadece bir tavsiye. Hepinize iyi okumalar dilerim.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz