Moda Blogculuğu 101 (Bölüm-1)

0
559

MODA BLOGCULUĞU

Bu işi yapanları hayranlıkla izliyorum. İşini kaliteli yapanlar bu işin kaymağını yemektedir. İşini iyi yapan her zaman ekmek yer. Basit gibi görünen bu iş aslında öyle hafife alınacak bir şey değil. İşin içine girince birçok teknik ve bilgi lazım. Birazda becerikli olmak gerekiyor. Çok güzel ya da yakışıklı olmanız o kadar önem arz etmiyor. Ama olursanız da bu hanenize artı olarak geçer. Önemli olan tarzınız ve onu nasıl sunduğunuzdur. Ve daha da önemlisi hangi kesime hitap ettiğiniz. Bunun için modayı yakından takip etmelisiniz. Eğer gerçekten kendinize has bir stiliniz varsa ve etrafınızdaki insanlar sizin giydiklerinize ve hareketlerinize hayranlıkla bakıyorsa bu işe diğerlerinden 1-0 önde başlıyorsunuz demektir.  Her şeyi giyip denemekten üşenmemelisiniz. Ne kadar çok kombinasyon üretirseniz o kadar çok çeşitli kesimlere hitap edersiniz. Ama en önemlisi kendinize yakışanı giymek. Kendinize yakışanı giyerek kombinasyonlar üretmek her zaman daha akıllıcadır ve sizi stil sahibi yapar. Peki buraya kadar anladım bundan sonra ne yapmam gerekiyor? İşte esas konu bundan sonra başlıyor.

Fotoğraf çekmek. Kendinizi anlatan stilinizi diğer kişilere göstermek için fotoğraflamanız gerekecek. Bunun içinde bir fotoğraf makinası şart oluyor. Ama durun bir dakika! Fotoğraf makinası dışında bir alternatifiniz daha var. Cep telefonları. Evet günümüz teknolojisinde cep telefonları artık neredeyse fotoğraf makinalarına yetişti. Fakat unutmayın ki cep telefonu sizi ancak Instagram’da kurtarır. Blog için yeterli değildir. Şayet profesyonel bir blog yapmayı düşünmüyorsanız. Cep telefonu ile fotoğraf çekmek kolay. Fakat iş fotoğraf çekmeyle de bitmiyor. Bunun birde post prodüksiyon kısmı var. Yani çektiğiniz fotoğrafı düzenleme kısmı. Cep telefonunda bu işi birkaç aplikasyon ile halledebiliyorsunuz. Fotoğraf makinası ile çektiğiniz fotoğrafları ise en iyi Photoshop programı ile halledebilirsiniz. Ben öyle yapmayı tercih ediyorum. Bu yüzden Photoshop programını bilmeniz gerekir. Photoshop programını öğrenmek için kitap veya eğitim seti alabilir ya da internette izleyip öğrenebilirsiniz. Youtube’da Photoshop hakkında yüzlerce bilgi var. Tüm bunları Post prodüksiyon kısmında anlatacağım. Sadece post prodüksiyon değil bu iş için minimum gerekli olan fotoğrafçı kiti, kullanılan programları, kamera ayarlarını ve hileleri de anlatacağım. Evet hileler! Eğer ki mükemmel görünmek istiyorsak bu işler hilesiz olmaz! Marka bilinci oluşturma, sosyal medyayı, işbirliği ve sponsorluk için sevdiğiniz markalarla nerede ve nasıl bağlantı kurabileceğinizi de içeren bir bölümüz daha olacak. Unutmayalım ki eğer bir sponsorumuz ya da işbirliği yaptığımız bir bağlantımız yoksa yalnız başınasınız ve bu da maddi açıdan çok büyük bir masraf olarak size dönecektir.

 

EKİPMANLAR

Kameralı cep telefonları hayatımıza girdiğinden beri herkes fotoğraf çekmeye başladı. Birçok kişi fotoğrafçılığa olan ilgisini bu şekilde fark etti kuşkusuz. Günümüz teknolojisinde cep telefonlarının kameraları neredeyse bir fotoğraf makinası kalitesine geldi diyebiliriz. Bu iş için bir cep telefonu ile başlayabilirsiniz. Şunu unutmayın ki bu sizi post prodüksiyon işinde epey yoracaktır. O yüzden ben bu iş için bir fotoğraf makinasının gerektiğine inanıyorum. Fotoğraf makinamızın bu işe başlamak için pahalı olmak zorunda değildir. Burada önemli olan şey en uygun kamera seçimidir. Bu bütçemiz ile de alakalıdır. Pahalı bir kamera satın almanın ve onu iyi bir şekilde kullanamamanın bir anlamı yok. Bu günlerde birçok telefonda mükemmel fotoğraflar çekme olanağı var. Bu nedenle, kamera modeline daha az önem verip ve sadece sürekli uygulama yoluyla ortaya çıkan fotoğraf tekniğimizi geliştirmeye daha fazla önem vermemiz gerekir. İşte ilk ipucu burada ortaya çıkıyor. Fotoğraf tekniğimizi geliştirmemiz önemlidir. Çünkü bu kendi işimizi sunuş şeklimizdir ve bu takipçilerimizin ve sponsor olacak firma/kişilerin ilk gözüne çarpacak unsurdur.

 

CANON 600D

“Canoncu musun sen?” diye soracaksanız hayır. Canon tercih etmemin nedeni bu işle alakalı değil. Daha farklı sebepleri vardı. Fakat burada önemli olan giriş seviyesi bir kamera tercihi sizin için iyi olacağıdır. Ben kameraya hakim olmayı Canon 600D ile öğrendim. Birçok deneme yanılma ile içime sinen fotoğraflar yakalamayı başardım. Bazı teknikleri Youtube’da izleyerek öğrendim. Neredeyse iki yıldır bu kamerayı kurcalayarak deneme yanılma ile kendimi geliştirdim. Bu kameradan sonra kendime Canon 5D Mark III aldım. Temiz bir ikinci el makine idi. Giriş seviyesi bir DSLR kamera işinizi görecektir. Markaya fazla takmayın. Hangisi hoşunuza gidiyorsa onu alınız.

 

CANON 50MM F1.8 LENS

Canon 600D ve bu objektif ile gitgide harika işler çıkarttığıma eminim. Objektif, otomatik veya manuel modda çekim seçeneği ile gelmektedir. Ben manuel modu kullanarak çekim yapmayı daha zevkli buluyorum. Bu başlamak için iyi bir objektiftir ve mutlaka bulunması gereken bir ekipman parçasıdır. 500 TL’den ucuza bulabilirsiniz ya da ikinci el temiz kullanılmış bir objektif de alabilirsiniz. Bütçeniz için uygun olanı almanız her zaman daha iyidir.

CANON REMOTE CONTROL

Ben bu kumandayı genellikle kendi portre resimlerimi çekmek için kullanırım. Çoğu kamerada genellikle dahili zamanlayıcılar vardır. Fakat bu kumanda rahatlıktır. Kameranıza doğru ileri geri koşmayı sevmiyorsanız bu kumanda sahip olmak iyi bir seçenektir.

 

TRIPOD

Bunu kendi portrelerimde kullanıyorum, ayrıca videolar kaydetmek ve manzara çekimi yapmak için de kullanıyorum. Uzun pozlama çekimleri yapmayı planlıyorsanız bir tripoda sahip olmanız harika olacaktır.

 

IPAD PRO

Tamam kabul ediyorum bu o kadar gerekli bir ekipman değil. Ama benim ekipmanlarımın içinde olduğu için yazıyorum. Bu bana çektiğim fotoğrafları kalemi sayesinde üzerinde düzenlemeler yapmak için rahatlık sağlamaktadır. Bunun yerine Wacom Intuos Pro (Small) veya daha ucuz bir tablet de kullanabilirsiniz. Tablet kullanmanın güzel yanı, fotoğrafları düzenlerken daha iyi bir hassasiyet sağlayan iş akışınızı geliştiren bir kalemle birlikte gelmesidir. Bu, profesyonel bir fotoğrafçının sahip olmasını teşvik edeceğim bir şey. Yani bunu ilk başlarda edinmenin bir mantığı yok.  Zaten fiyat bakımından epey pahalılar.

ADOBE PHOTOSHOP

İşte bu program olmazsa olmazdır. Fotoğraflarınızı en profesyonelce düzenleyeceğiniz bu programı mutlaka öğrenmeniz gerekmektedir. Fotoğraf makinesi ayarları, ışıklandırma ve yer ile ilgili çekim yaparken ideal bir çekimi yapmak her zaman önemlidir. Fakat bu, her zaman arzulanan bir görünüme ulaşmada yeterli değildir. Photoshop, şu anda tüm fotoğraf düzenleme için kullandığım bir yazılımdır. Özellikle seviyorum çünkü katmanlarla çalışabileceğiniz gibi yıkıcı olmayan bir iş akışına izin veriyor. Adobe Camera RAW ile birlikte gelen Photoshop’u kullanarak post prodüksiyonda çok şey başarabilirsiniz. Program ücretlidir. Aylık ya da yıllık olarak ödeme yapabilirsiniz. Her iki durumda da Adobe Lightroom programı da yanında gelecektir. Eğer ilk defa bu programı kullanacaksanız öncelikle, 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanmanızı öneririm; bu da, yazılım için bir fikir edinmenizi ve içinde yatırım yapmaya değer bir şey olup olmadığını öğrenmenizi sağlar.

Şu anda telefonunuzu kullanarak çekim yapıyorsanız o zaman korkmayın, çünkü düzenleme söz konusu olduğunda bunu mobil olarakta yapabileceksiniz. Resimlerinizi düzenlemek için kullanabileceğiniz uzun bir özgür yazılım listesi var. Favorilerim VSCOCAM ve Snapseed adlı programlardır. 30 günlük ücretsiz deneme süresini kullanarak Lightroom ve Photoshop’un mobil sürümlerini de cihazlarınızda kullanabilirsiniz.

CEP TELEFONU

Cep telefonu teknolojisi ve sayısız düzenleme uygulamaları aracılığıyla bize sunulan kameraların kalitesi ile yüksek kaliteli görüntüler elde edebilirsiniz ve hatta kendinize yeni bir fotoğrafçı sıfatı yapıştırabilirsiniz. Instagram gibi platformlar, fotoğraf meraklılarının çalışmalarını sergilemelerine izin veriyor. Birçoğu çarpıcı görüntüleri telefonlarından başka bir şey kullanmayarak yakalamışlar ve başkalarına #iphoneonly , #LgG5 ve #iphotography gibi hashtag’lar ile paylaştıklarından gayet memnun görünmekteler. Onların bu eserlerine hayran olabilir ve takip edebilirsiniz. Fotoğrafçılığa olan ilgim, elimden geldiğince telefonumla resim çekmemi sağladı. Ve sizlerle, iPhone’da ki resimleri nasıl alıp düzenlediğimi paylaşacağım.

Telefonumla resimleri yakalamak benim için bir sanat. Ulaşmak istediğim imgeleri dikkatli bir şekilde düşünüyorum ve mükemmel bir kompozisyon oluşturmak için parçaları bir araya getiriyorum. Çalışmalarımı Instagram’da paylaşmayı seviyorum, telefonumda KARE modunu kullanarak fotoğraf çekiyorum; bu da Instagram’a yüklerken bir şey kırpmam gerektiğini gösteriyor. Instagram şimdi tam boyutlu resim yüklemenizi sağlarken yine de kare modunu tercih ediyorum. IPhone’un basılı tuttuğunuzda pozlamanızı ayarlayacağınız bir odaklama sistemi var.

Düzenlenmeyi zorlaştırdığı için ışığa fazla maruz kalmış görüntüleri yakalamamaya çalışıyorum. Çeşitli çekimler yapmak için dolaşırım. Çekim açısı çok önemlidir. Fotoğraftan memnun olduğumda onu düzenleme uygulamalarına geçiriyorum. Düzenleme uygulamalarına geçmek Lightroom mobil, Snapseed ve VSCOcam programlarını açmaktan ibarettir. Öncelikle Lightroom’u netliği yumuşatmak ve titreşimi azaltmak için kullanıyorum. Ardından renklerle, parlaklık ve doygunluk özelliklerini kullanarak görünümden memnun kalana kadar oynuyorum. Ben kontrastı ayarlamak için ton eğrisini de kullanıyorum.

Bir sonraki adımım Parlaklığı dengelemek için Snapseed’deki seçici araç özelliğini kullanmak ve gerektiğinde vurgulamaktır. Bazen ortamı düşürür ve daha sonra netleştirici aracını resmimi canlandırmak için kullanırım. Dodge ve burn aleti, seçitiğim alanları aydınlatmak ve koyulaştırmak için kullandığım bir başka araçtır. Son olarak, bir filtre uygulamak için VSCOcam’ı kullanmaktan hoşlanıyorum. Benim favorim A6. Fotoğrafın ayrıntılarını kaybetmemek için filtreyi asgari düzeyde uygulamaya çalışıyorum. Ayrıca renk tonu özelliğinden hoşlanıyorum ve filtre uygulamasının bir sonucu olarak dengesizliği düzeltmek için bazen sıcaklığı düşürmem veya arttırmam gerekebiliyor. Gerekirse bileme aracını kullanabilir ve ayrıca Instagram’a yüklemeden önce uygulanan filtrelere bağlı olarak bir vurgulama kaydetme işlemi yapabilirim.

Resimleriyle tutarlılık sağlamak isteyenler için, Lightroom ve VSCOcam ikisinin de düzenlemeleri kopyalayıp başka bir görüntüye uygulamanızı sağlayan özelliklere sahiptir. İstediğiniz görünüme ulaşana kadar özelliklerle oynamaya özen gösterin. Sabırlı olmanız en büyük başarıdır.

 

HAYVANLAR

İlginç geldi değil mi? Harika ve başarılı portre fotoğrafları oluşturmak için bu ufak bir sırdır. Etrafınızda bir yada birkaç sevimli hayvan olsa, kim o fotoğrafı beğenmez ya da kimin ilgisini çekmez ki? Evinizde besleğiniz bir hayvan varsa onu mutlaka kullanın. Bu illa ki canlı olması gerekmiyor. Bir oyuncak ayı bile olabilir. Fakat her iki durumda da odaklamayı iyi ayarlamanız gerekmektedir. Eğer yanınızda biri varsa bu iş zahmet olmaktan çıkıyor. Eğer yoksa, arzulanan görünümü elde etmek biraz daha uzun sürebilir, ancak sürekli uygulama ile daha kolay hale gelecektir. Sürekli poz vermekten ve denemekten çekinmeyin. Sabrınız sizi en güzel fotoğraflara götürecektir.

KAMERA AYARLARI

Kameranızdan en iyi şekilde yararlanmanın en iyi yolu, nasıl çalıştığını anlamanızdır. Otomatik çekim modu kullanarak becerilerinizi geliştirmeye çalışıyorsanız bu kendinizi geliştirmek için iyi bir yol değildir. Her iki kameramı da almadan önce yetenekleri konusunda biraz araştırma yaptım ve bu kameraların ayarlarını nasıl yapacağımı öğrendim. Fotoğraf makinesini nasıl çalıştıracağım konusunda Youtube videoları izlemek için çok zaman harcardım, böylece nihayetinde onu satın aldığım zaman doğrudan onu kullanmaya başlayabiliyordum. Kamera ayarlarına gelince, özellikle manuel modda ve RAW formatta çekiyorum; bu, post prodüksiyonda, resimleriniz üzerinde tam kontrole sahip olabilmenin tek yolu. Bunu yapmak için, ISO, Diyafram ve Shutter Hızı arasındaki ilişkiyi anlamanız ve RAW çekimin ne demek olduğunu bilmeniz gerekecektir.

 

ISO Nedir?

Carl Chapman Photography

Basitçe, ISO, bir kameranın mevcut ışığa olan duyarlılık seviyesidir. ISO numarası ne kadar düşükse, bir kameranın ışığa duyarlılığı o derece düşük olur ve ISO değeri ne kadar yüksekse, bir kameranın ışığa duyarlılığı o kadar yüksek olur. Fotoğraf makinenizin hassasiyetini değiştirmeden sorumlu bileşen “görüntü algılayıcısı” veya “algılayıcı(sensor)” olarak bilinir. Kameranın en önemli ve en pahalı parçası olduğu biliniyor. Işık toplayıp bir görüntüye dönüştürerek çalışır. Artan bir ISO sayısıyla, kamera sensörünüz düşük ışıklı durumlarda flaş yapmadan görüntü yakalayabilir. Ancak bu, bir fotoğrafta gürültü / kumlanma(noise/grain) yaratacağı anlamına da gelir. Daha net bir görüntü elde etmek için genellikle ISO’larımı en düşük ayarda (100) tutmaya çalışırım.

 

DİYAFRAM (APERTURE) Nedir?

www.jeancoutu.com

Diyafram, ışığın geçtiği bir açıklıktır. Mercekteki açıklıktır. Fotoğrafçılıkta “f-stop” olarak bilinen bir terimle ölçülür. Hatırlıyorsanız, önceki bölümdeki objektifim f-stop noktasına sahipti. (50mm f1.8)

Diyafram ile, numaralandırma söz konusu olduğunda bu durum ISO’un tersidir. Daha düşük bir f-stop sayısı, daha yüksek bir Diyafram olarak adlandırılacaktır. Ayarladığınız Diyafram, mercekteki açıklığın boyutunu etkiler. Objektifimi örnek olarak kullanarak, Diyafram (f1.8) ne kadar yüksek olursa, o kadar çok ışık olur. Açıklık (f22) ne kadar düşük olursa, o kadar az ışık olur. Bazen “bokeh” olarak anılan “alan derinliği(Depth Of Field)” ni oluşturmaktan sorumludur. Basitçe, bulanık arka plan. Daha yüksek bir Diyafram (f1.8 – f3.5) kullanılarak sığ bir alan derinliği elde edilebilir. Bu konuyu bir konuyu yoğunlaştırmaya çalışırken çokça kullanmaya meyilliyim.

 

DEKLANŞÖR HIZI (SHUTTER SPEED) Nedir?

Lottie Simpkins GCSE Photography

Deklanşör hızı, ışığı kamera sensörüne maruz bırakmak için kamera deklanşörünün açık olduğu süreyi ifade eder. Başka bir deyişle, pozlama süresi. Deklanşör hızı genellikle saniyenin ve saniyenin kesirleri arasında ölçülür. Örneğin, 1/4, saniyenin dörtte biri anlamına gelirken, 1/250, bir saniyede 250 milisaniye veya dört milisaniyede bir anlamına gelir. Enstantane hızı yavaşsa (ör. 1/4), kamera sensörünün daha fazla ışığa maruz kaldığı anlamına gelir. Düşük bir ayar hareket bulanıklığına neden olabilir. Daha hızlı (örn., 1/1000) deklanşör hızı, cisimlerin odaklanmaya devam etmesine olanak tanıyan sensörün daha az ışığa maruz kalacağı anlamına gelir.

 

RAW Nedir?

Adobe Blogs

RAW, fotoğraf çekildiğinde sensör tarafından toplanan tüm görüntü verilerini kaydeden bir kamera dosyası biçimidir. Bu, sıkıştırılmış bir JPEG dosya biçimine kıyasla post prodüksiyonda daha yüksek kalitede görüntü üretmenize olanak tanıyan bir sıkıştırma gerçekleştiği anlamına gelir. Basitçe örneklersek; eğer size bir araba hiç istemediğiniz bir renk ve özelliklerde bir otomobil sunulduysa ; a) Otomobili içine sinmediği halde kullanırsınız, b) Otomobili istediğiniz özelliklere göre katalogdan yeniden oluşturursunuz veya c) Otomobil galerisini arkanıza bakmadan terkedersiniz. Bu istemediğiniz otomobili JPEG olarak düşünün. Öte yandan, otomobili kendi zevkinize göre hazırlamak için size bir katalog sunulduysa, içinize sinecek otomobili katalogdaki aksesuarlar ile yeniden dizayn edersiniz. Bir başka deyişle, otomobili kendin oluşturacaksın. İşte kendin oluşturma durumunu RAW olarak düşünün.

Çoğu DSLR fotoğraf makinesi hem RAW hem de JPEG dosya formatlarına sahiptir. RAW dosyalarının JPEG’e kıyasla çok daha fazla bellek kullandığı unutulmamalıdır. RAW çekim özelliğine sahip cep telefonlarında da rastlamadım değil. RAW fotoğraf çekebilen bazı telefonlar arasında Samsung Galaxy note 5, LG G4, G5 ve V1o yer alıyor.

 

BEYAZ DENGESİ (WHITE BALANCE)

Beyaz Dengesi’ne dokunmadan manuel ayarlardan bahsetmek tamamen yetersiz gibi görünüyor. Bu, dijital kameralarda bulunan bir ayardır. Adından da anlaşılacağı üzere, beyaz dengesi bir dijital kameradaki renk dengesidir. Kamera ayarı, renk sıcaklığını (sıcak veya soğuk) nötr hale getirmek için karşı renk ekleyerek bunu başarır. Örneğin, bir görüntüye yeşil veya sarı görünen beyazlar, beyaz dengesi doğru uygulandıktan sonra beyaz görünmelidirler. Uygun seçeneği (otomatik, gün ışığı, bulutlu vb.) seçerek kameranızın beyaz dengesi ayarlarını yapabilirsiniz. Bazı kameralar beyaz dengesini manuel olarak ayarlamanız için bir seçenek sunar. Bu temelde fotoğraf makinesine beyazın nasıl görüneceğini anlatıyor.

Bazen beyaz dengesi ayarlarını değiştirmeyi unutursanız, bir sonraki bölümde değineceğim post prodüksiyonda bunun düzeltilebileceğinden emin olun.

 

KAMERA AYARLARI

Daha önce de belirttiğim gibi manuel mod ayarlarıyla daima RAW olarak çekerim. Genellikle ISO değerini 100’e ayarladıktan sonra aydınlatmaya bağlı olarak Diyaframı istenen ayara (genellikle f1.8-f3.5 arasında) ve ardından deklanşör hızına (asla 1/100 altında olmaz) ayarlamaya çalışın.

Düşük ışık ayarlarında f-stop’ı her zaman en yüksek seviyeye (f1.8) yükseltip deklanşör hızını 1/100 olarak bırakıp ISO değerini çok görünür olmayan bir noktaya ayarlayın. En iyi görüntü kalitesini elde etmek için, doğal ışığın gün boyunca iyi bir şekilde faydalanmaya çalışın ve bir flaşım olmadan gece çekim yapmaktan kaçının.

Artan aydınlatmalarda, Diyaframı genellikle f3.5, ISO için 100 olarak ayarlayın ve daha sonra pozlama süresini düşürerek daha az pozlama süresi sağlayın (genellikle 1/100 ila 1/2000 arasında değişir).

 

Dersimizin ilk bölümü burada bitmektedir. Geri kalan kısmı en kısa zamanda sizlerle olacaktır.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz